
“Duvar inşa ederken şunu sormalı: Kimleri dışarıda bırakıyorum, neyi sarıp sarmalıyorum? İnsan eliyle örülen her tür duvar yıkılmaya mahkûmdur.”
Duvar, Mabed ve Duvarsız Mabed
Duvarlar koruyucudurlar, hatta dışında kalanlara uyarıcıdırlar; ama herkesi içeri almazlar. İsa’nın öğretilerine uyan yani yabancıyı içeri dahil eden çok az duvar vardır. Çin Seddi düşmana büyük uyarıdır; ama Dağdaki Vaaz öyle değil, herkesi içe dahil edendir.
İsa’nın mabede verdiği önem, oradan mabedi çıkar için kullananları kovmasında görülür. Buna karşın Mesih İsa “taş üstünde taş kalmayacak” şekilde mabedin yıkılmasından bahseder. Duvarların yıkılması müjdenin dışa yayılmasına yol açmıştır. Mabet her ne kadar Yüce Olan’la buluşma mekânı ise duvarlar o kadar engeldir. Hele Yahudi olmayanlar için duvar daha da büyük bir engeldi; “Eğer Yahudi değilseniz, bu duvarın ötesinde öldürürsek sizi sizin suçunuzdur” yazıyordu.
İki Ayrı Dünya ve Farklı Dil
Biz inşa ettiğimiz şeyleri çok severiz. Tarih boyunca büyük binalar, duvarlar inşa ettik. Peki, içindekiler ve dışındakiler için acaba bu duvarlar aynı mesajı mı veriyor? Ruh işliyor mu? Maalesef günümüzdeki kiliselerde de içeride kullanılan dil, ne içeridekiler ne dışarıdakiler içindir. Sanki iki ayrı dünya kendini açıkça gösteriyor.
Çoğu zaman ibadethanelerde kurtuluşa şükür, bağışlanma gibi birçok konuda farklı dil kullanırız. Dışarıda bir yerde kahve içtiğimizde aynı dili kullanmayız. Gerçek yaşamda bu kelimeler ve deyimler duyulmaz; daha çok politikadan, masraflardan, gelecek kaygılarımızdan bahsederiz. Bir kişi hakkında dua ettikten sonra onu hastanede ziyaret etmeye ihtiyaç duymayız. Kısacası duvarın bir tarafında farklı, bir diğer tarafında farklı dil kullanır ve yaşarız.
Bina gurur, emniyet ve binayı kullanma ayrıcalığı verir ama bir bedeli de vardır: Dışarıdakiler içeriyi göremezler. İçeridekiler kendilerini ayrıcalıklı hissederler, dışarıyı da unuturlar. Duvar inşa ederken şunu sormalı: Kimleri dışarıda bırakıyorum, neyi sarıp sarmalıyorum?
Yaşamla İnancı Aynı Yola Taşımak
İnsan eliyle örülen her tür duvar elbette yıkılmaya mahkûmdur. Duvarlarımız dünya sonu olamaz. Yaşamla inancı aynı hatta, aynı yola taşımak önemlidir. Luka 21:17-18’de şöyle der: “Başınızdaki saçlardan bir teki bile yok olmayacak. Dayanmakla canlarınızı kazanacaksınız.”
Bu nedenle taş duvarlı mabede ihtiyaç yoktur; çünkü duvar ileride içsellikte probleminize temel olacaktır. İsa ise “can” yani “ruh ve beden arasındaki diriliğin esası” olan candan bahsetmektedir. Esas önemli olan bunu, yaşamı kazanmaktır. Bu da önceliklerimizi restore etmek, insan soyluluğunu edinmek gibi suret olmaya yoldur.






