
“Bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınız, benim için yaptığınızdır. Mesih İsa meselleri ve hareketleri ile merhamet ve adaleti anahtar olarak görmektedir.”
Baktığımız Yer, Statü ve Merhamet
Bir gümüş para, pencereyi birden kendimizi görmeye çevirebilir. “Sezar’ın hakkı Sezar’a” sözü yaygındır ama çoğu zaman sadece vergilerin ve ondalıkların ödenmesi için kullanılır; bu tarz yorumlar ne yazık ki esas anlamın üstünü örtmektedir.
İki grup İsa’nın öğretişlerinden oldukça rahatsız olmaya başlamıştı: Eğitimli dini grubu temsil eden Ferisiler ve Roma işbirlikçisi sayılan Hirodes yanlıları. Ferisiler her şeyleri ile ondalıklarını veriyorlardı; buna rağmen İsa onlara dini buyrukları kölelik şeklinde yerine getirmenin yeterli olmadığını, ondalık konusunun ruhsal bir konu olduğunu söylüyordu. İsa birçok paylaşımında ve meselinde duruma ve statüye değil merhamete değer veriyordu; vaktinin büyük bir kısmını kendisini değersiz hissedenlerle geçiriyordu.
Yaşamın İki Yüzü ve Gümüş Dinar
Konuşmalarına oldukça nazik başlayıp tuzak soruyu sordular: “İmparatora vergi ödemek kutsal yasaya uygun mu?” İsa maddenin ötesinde daha farklı bir seviyeyi fark ettirmek için bir gümüş dinar istedi. Paranın üstünde imparatorun resmi ve “Tiberius Caesar, ilahi Avgustus’un oğlu” yazısı vardı.
Soruyu İsa sordu: “Burada kimin resmi, kimin unvanı var? İmparatora ait olanı imparatora, Tanrı’ya ait olanı Tanrı’ya verin.” Burada adalet ve dürüstlük vurgusu esastı.
Yaratan’a Ait Olan İmaj
Dinarın üstünde Sezar’ın resmi varsa, Tanrı’ya ait olan suret nerededir? “Bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınız, benim için yaptığınızdır” (Matta 25:40). Mesih İsa meselleri ve hareketleri ile merhamet ve adaleti anahtar olarak görmektedir.
Eğer bu yüz bizim sözlerimizde ve hareketlerimizde ise o zaman asla mezhep adlarında değildir. Dinarın Sezar tarafının yaşamın sadece bir tarafı olduğuna özellikle dikkat edelim; Mesih’in sağladığı çok daha farklı bir yoldur.






